Aylardır heyecanla beklediğiniz bebeğinize sonunda kavuştunuz!
 
Bebek doğdu, ama bebekle birlikte kafanızda birçok soru işareti de doğdu.
 
Bunlardan birisi de bebeğinizin zekasını nasıl geliştirebileceğiniz olabilir.
 
Gelin, bu yazıda bebeklerde zeka gelişiminin temellerine 10 maddede göz atalım:
 

  1. Bebeğinizle bol bol konuşun!

 
Araştırmalara göre, çocuğun zekasını en çok geliştiren aktivite, onunla etkileşim halinde olmak.
 
Bebeğinizle ne kadar konuşursanız, sözcük dağarcığı o kadar gelişir.
Ayrıca bebeğinizle konuşurken, dilin yapısındaki örüntüleri daha çok duyar ve böylece dil gelişimi hızlanır.
 
Meaningful Differences adlı kitabın yazarları Hart ve Risley, bir araştırma yapmışlar: Araştırma, erken dönemde aile içindeki konuşmayla, sonraki dönemde başarı arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.
 
Araştırmada çocuğuyla daha çok konuşan ailelerle az konuşan ailelerin çocukları karşılaştırılmış: 4 yaşına gelindiğinde, arada toplam 32 milyonluk bir sözcük dağarcığı farkı varmış! Bu, müthiş bir IQ (zeka puanı) avantajı demek, çünkü
IQ testi, sözel yetenek potansiyelinin de ağırlıklı olarak ölçüldüğü bir test.
 
Peki ne mi konuşacaksınız?
 
Oyuncağından battaniyesine, biberonundan patiklerine her şeyi konuşun. Sizinle iletişim kurmaya çalıştığında da sesli olarak tepki verin ve iletişimi sürdürün… “Biberonunu mu istiyorsun?”, “Battaniyen çok mu sıcak?” gibi…
 
Konuştuğunuz sözcük sayısı kadar, sözcüklerin zorluk derecesi ve çeşitliliği de zeka gelişiminde önemli. Ne kadar çeşitli sözcükler kullanırsanız, çocuğun sözcük dağarcığı da o kadar genişler.
 
Mesela geçen her arabada “Bak araba geçiyor” demek yerine, “Bak, kırmızı dizel motorlu bir araba geçiyor” diyebilirsiniz. 3 yaşında dizel motor diyebilen çocuk bunu doğuştan genetik avantajı olduğu için söylemiyor J. Ailelerinden ve çevreden duydukları için bu tür sözcüklerle konuşuyorlar.
 
Konuşurken sözü geçen objelere parmağınızla işaret ederseniz, bebek dili daha hızlı öğrenir.
 
Yeni sözcükler bulmakta güçlük çekerseniz, kitaplara başvurabilirsiniz.
 
 
 
 

  1. Bebeğinizi sevmek IQ’sunu arttırır ve stresini azaltır!

Bebeğe sevgi ve ilgi göstermenin IQ’yu arttırdığına dair pek çok araştırma var.
Fare araştırmalarında, annesinden sevgi gören farelerin daha meraklı, daha sağlıklı, daha atılgan, daha öz kontrollü oldukları ve daha uzun yaşadıkları ortaya çıkıyor.
Aynı şey, insan yavrusu için de geçerli. Bağlanma teorisinin babası John Bowlby’e göre, anne çocuk arasındaki bağlanmanın %75’i 0-2 yaş arası gerçekleşir. Bu bağlanma güvenliyse, bebekte kendine güven, girişkenlik, ruhsal ve fiziksel sağlık da pozitif yönde gelişir. Güvenli bağ, çocuğun ileri dönemde sosyal ilişkilerini de olumlu etkiler. Bütün bunlar zeka gelişimine olumlu yansır.
Yani erken dönemde annenin sevgisi ve ilgisi, ileri yaşta inanılmaz davranışsal ve biyolojik farklar yaratıyor.
New York Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, 1200 bebek doğumdan itibaren takibe alınıyor. 7 aylıktan itibaren her yıl, bebeklerin stresli durumlardaki kortizol düzeyleri ölçülüyor. Bu şekilde bebeğin stresle nasıl başa çıktığı gözlemleniyor.
Çevresel riskler, aile içinde çalkantılar, yoksulluk gibi olayların çocukların stres düzeyi üzerinde büyük etkisi olduğu görülüyor: Ama sadece anneleri ilgisizse. Annenin ilgili olduğu senaryoda, bu etkiler neredeyse tamamen ortadan kalkıyor.
20 yıldır yapılan araştırmalar aynı sonuçlara ulaşıyor: Olumsuz durumların yarattığı olumsuz etki annenin ilgisi ve sevgisiyle birlikte neredeyse tamamen ortadan kalkıyor!
 
 

  1. Bebeğiniz yaratıcı oyuncaklarla oynasın!

 
Bebeğinizle oynamak kadar, onlara keşif ve merak duygusunu yaşatacak ortamlar ve oyunlar sunmak da gerek. Bu, ilgilerini daha uzun süre ayakta tutuyor. İlgi uzun sürünce, daha etkin bir öğrenme gerçekleşiyor.
 
Çocuklarınıza elektronik oyuncaklar almak yerine, merak ve yaratıcılığı geliştirecek oyunlar alın. Hiç dikkat ettiniz mi, çocuklar genellikle oyuncaktan çok oyuncağın paketiyle oynamayı seçer: Bir Barbie bebek, yaratıcı düşünceyi yer bırakmadığı için hayal gücünü köstekleyebilir. Oysa bir oyuncak kutusu, hayal gücü geniş küçük bir çocuğun elinde sayısız kimliğe bürünebilir.
 
Çocuk böylece hem oynadığı oyundan daha çok zevk alır, hem de yaratıcılığı desteklenir.
 

  1. Bebeğinize TV izlettirmeyin!

 
Amerikan Pediyatri Derneği, 0-3 yaş arası TV izlemeyi kesinlikle men ediyor!
(3-8 yaş arası da ancak makul sürelerle TV izlenebilir diyor)
 
Peki TV neden zararlı? Çünkü bebek TV karşısında pasif halde oturuyor. Oysa aynı sürede kendisini aktif kılacak çok daha basit başka bir uğraş üzerinde çalışmak, bebeğin becerilerinin daha da artmasını sağlıyor. Yürümek, etrafta dolaşmak, bir şeyleri kurcalamak, babası ya da annesiyle konuşmaya çalışmak ya da oyun oynamak gibi faaliyetler zekâ gelişimi ve sözcük dağarcığı üzerinde çok daha olumlu etki yaratıyor.
 
Ayrıca çocuk ekrana bağımlı hale gelirse, bedeni hareketsiz kalıyor. Hareketsizlik ileride obezite ve hiperaktivite gibi durumları da tetikleyebiliyor.
 
 

  1. Bebeğinize bol bol kitap okuyun!

 
Evet, kitap okumaya bebeklikten itibaren başlayabilirsiniz!
 
Bebeklik döneminde bebeğin duyularına hitap eden küçük, kalın, kolay tutabileceği, farklı dokuları hissedebileceği kitapları tercih edin. Kitabın resimlerine bakarken bebeğinizle resimlerle ilgili konuşabilir, parmağınızla işaret edebilir, dikkatini çekmek için sözcükleri melodiye ya da şarkıya dönüştürerek okuyabilirsiniz.
 
Amerikan Pediyatri Akademisi’nin tavsiyesi 6 aylıktan itibaren her gün düzenli olarak kitap okunması yönünde. Ben hamilelik döneminden itibaren bunun yapılmaması için herhangi bir neden göremiyorum. Erken dönemde çocuğa kitap okumaya başlamak, en güvendiği ve sevdiği yetişkinin sesi ve sıcaklığı ile kitap okuma arasında ilişki kurmasını sağlar, dolayısıyla okumayı sevmede ilk adım atılmış olur.
 
Okul öncesi dönemde çocuğa kitap okurken ucu açık sorular (Cevabı evet veya hayırın ötesine geçen, neden, nasıl tarzı sorular) sormak çocuğun anlama ve kritik düşünme becerilerini geliştirecek, ilgisini arttıracak, sözcük dağarcığını zenginleştirecektir. Örneğin “Sence bir sonraki adımda ne olacak?”, “Karakter sence neden böyle yapmış olabilir?” ya da “Senin başına hiç buna benzer bir olay geldi mi?” tarzı açık uçlu sorularla düşünmeyi destekleyebilirsiniz.
 
Bütün bunların sonucunda kitap okuyan ve okunan çocuklarda IQ skoru daha yüksek çıkacaktır, çünkü IQ skoru sözel beceriyi de ölçer.
 
 
 
 
 

  1. 6. Bebeğin odasını zekasını geliştirecek biçimde düzenleyin!

 
Bebeklerde zeka gelişimi konusunda uzman John Medina, bebeğin odasındaki olmazsa olmazları şöyle sıralıyor: “Birçok farklı seçenek olmalıdır. Resim yapmak için bir köşe, boyama köşesi, müzik aletleri, kostümler, bloklar, resimli kitaplar, Lego tipi oyuncaklar…”
 
Okul öncesi sınıfları da genellikle bu şekilde farklı köşeler halinde düzenlenir.
Böylece çocuk istediği seçenekle özgürce ve güven içinde oynayabilir.
 
Sizin de çocuğun neyle daha çok ilgilendiğini gözlemleyip keşfetme olanağınız olur. Unutmayın, çocuğun tutku duyduğu alanı bulmak için en önemli şey dikkatli gözlem!
 
Kısacası ne kadar zengin seçenek varsa, o kadar iyi. Seçeneklerin fakir olduğu ortamlarda gelişen çocukların zeka gelişimi de sekteye uğrar.
 
 

  1. Bebeğin sağlığını ihmal etmeyin!

 
Zeka gelişimi, çok boyutludur. Sağlıklı beslenme de bu boyutlardan biridir ve çok önemlidir. Bebeğinizin doktor kontrolünde, doğru şekilde beslenmesi, zeka gelişimi açısından büyük fark yaratır.
 
Bebeklikte anne sütü zeka gelişiminde önemli rol oynuyor. Araştırmalar, anne sütünün daha yüksek IQ ile ilişkisi olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda emzirme, çocukla iletişim kurmak için de harika bir fırsat: Bebeği emzirirken onunla konuşmak, onunla fiziksel temas halinde olmak, şarkı söylemek, zekayı geliştiren aktiviteler.
 
Bebeğin sağlık kontrollerini ihmal etmemek de bir diğer önemli nokta. Örneğin erken dönemde işitmeyle ilgili bir problem, daha sonraki dil gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu da zeka puanına olumsuz yansır. Bu tersine dönmeyecek bir durum değildir, ama erken müdahale her zaman için daha olumlu sonuçlar verir.
 

  1. Bebeğinizle dışarı çıkın!

 
Bebeğinizi dışarı çıkardığınızda, etrafınızda gördüğünüz şeyleri anlatmak zekasını geliştirir. Bak küçük köpek geçiyor, itfaiye arabası kırmızı, ambülansın sesini duydun mu gibi gözlemlerinizi bebeğinizle paylaşın.
 
Süpermarket ortamı da son derece zeka geliştirici olabilir! Çünkü süpermarket renkler, sesler, dokular, yüzlerle dolu rengarenk bir ortamdır. Bebeğiniz uyaranlarla dolu bu ortamda hem eğlenir hem de öğrenir. Siz de bir taraftan alışverişinizi yapabilirsiniz!
 
Bebeğinizin sandalyesi hep aynı yöne doğru olmasın, bir süre sonra diğer yöne de çevirin. Böylelikle döndüğü yönde yepyeni uyaranlar görür, bu da zeka gelişimine olumlu bir katkıdır.
 
 

  1. Çocuğa kendi davranışlarınızla model olun!

 
Çocuklar, en fazla model alarak öğrenir. Örneğin, çocuğa kitap okumasını söylemektense çocuğun model alacağı şekilde kitap ya da başka bir şey okumak çocuğun bunu benimsemesi ve alışkanlık haline getirmesinde çok daha etkili.
 
Sorumluluk almasını istiyorsanız, siz de evde sorumlulukları paylaşın.
 
Bütün bunlara ne kadar erken başlarsanız, çocuk da bu davranışları o kadar erken içselleştirir.
 
Ağaç yaşken eğilir!
 

  1. Unutmayın; zeka, sadece genlerle ilgili değildir!

 
Elbette genler önemlidir, ancak genler her şey değildir.
 
Genleri tohum gibi, verdiğiniz desteği tohumun ekildiği toprak gibi düşünün: Toprak iyi kalitede değilse en kaliteli tohum bile güzel gelişemez. Ama toprak kıvamındaysa, daha düşük kalitede bir tohum, olabileceği en iyi düzeye ulaşabilir. Öyle ki, kötü toprakta yetişen iyi tohumu bile geçebilir!
 
Önemli olan genlerin, çevre ile nasıl etkileşime geçtiğidir.
 
Çocuklar ancak ailelerin ilgisi, sevgisi, desteğiyle ve iyi bir eğitimle potansiyellerini gerçekleştirebilirler.
 
Not: Bu yazım anneysen.com sitesinde yayınlanmıştır.