“Bizimki testte üstün çıktı.”
“3 yaşındaki kızım üstün yetenekli galiba.”
“Bizim gibi üze çocukları olanlar ne yapmalı? (Üze: Üstün zekalı için bazılarının kullandığı kısaltma).”
“Bu oğlan bir dahi”.
Bunların bir kısmı son derece iyi niyetli, bir kısmı övünme amaçlı, bir kısmı başka bir alternatif yokluğundan kullanılan ifadeler. Ama “acı” gerçek şu ki, çocukları “üstün” diye etiketlemek onlara iyilik yapmak değildir.
Neden?
Bunun sebeplerini en güzel kaleme alan akademisyenlerden, Mindset (Zihniyet) kitabının yazarı Carol Dweck. Dweck, yine zeka konusunda önde gelen bir akademisyen olan Robert Sternberg’in Why Smart People Can be So Stupid (Akıllı İnsanlar Bazen Neden Bu Kadar Aptal Olabiliyor) “ kitabında, durumu şöyle özetliyor:
“Bir çok zeki insan, kafayı zeki olmaya takıyor. Zekayı, kendilerinde olup başkalarında olmayan, kendilerini özel ve değerli kılan bir şey olarak görüyor”.
Buraya kadar bir itirazı olmayanlar olabilir. Bir çok insan bu görüşte.
“Ancak sonuç olarak bu insanlar kendilerini geliştirecek, becerilerini arttıracak, zekalarını daha da arttıracak bir şey yapmaktansa zeki olmaya ve görünmeye odaklanıyorlar.  Diğer bir deyişle, zeki olduklarını kanıtlamaya odaklanıp, öğrenme ve zaman içinde gelişme sürecini bir kenara bırakıyorlar.”
Aynı şey “üstün” etiketi için de geçerli. Üstün denilince, sanki o etiketi alan çocuğun daha fazla çalışmasına, kendini geliştirmesine gerek yokmuş, zaten o doğuştan öyleymiş gibi bir algı ortaya çıkıyor. Bu çocuğun kendini ve potansiyelini daha da geliştirebileceği, “üstün” ifadesinin neresinde? O zaten “üstün”. Diğer dillerde olduğu gibi, Türkçe’de de “üstün” bir çok yönden talihsiz bir etiket:
•    “O üstün, zaten kendini kurtarmış ekstra bir eğitime ihtiyacı yok” algısını yarattığı için,

    •    Bir kısım insanda “üstün” sözcüğü antipati yarattığı ve bu çocukları dışlamaya ittiği için,

    •    Çocukta “benim çalışmama gerek yok, ben zaten üstünüm” ya da “ben çalışırsam, risk alırsam, zor bir şey yapmayı dener de hata yaparsam aptal görünürüm, üstün unvanını kaybederim” baskısı oluşturduğu için,

    •    İleride çocuk potansiyelini gerçekleştiremezse “Bir zamanlar üstündüm artık bir hiçim” duygusuyla ağır psikolojik sorunlar yaşayabildiği için,

    •    Konu komşudan öğretmene, akrabalardan anne babaya bir çok kişi gerçek dışı beklentilere kapılıp çocuk üzerinde “Hani sen üstündün, bu soruyu niye çözemedin” tarzı baskı oluşturduğu için,

    •    Bu etiketi almayan çocuklar “o üstünse ben neyim” ya da “ben nasılsa üstün değilim, benim zekam düşük, çalışsam da boş” hissine kapılabildiği için,

    •     Ayrıca kimse kimseye insan olarak “üstün” olmadığı için “üstün”  son derece talihsiz bir etiket.
Bunların içinde belki de en talihsiz durum, etiketin etiketi alana verdiği zarar. Bununla ilgili pek çok bilimsel araştırma var. En bilinen araştırmalardan birisinde, iki grup öğrenciye üzerinde çalışmaları için bir zor problem verilmiş (Mueller & Dweck, 1998; Sternberg, 2002). Tüm öğrenciler birinci problem setini başarıyla çözmüş ve başarıları için övgü almış. Ancak övgünün biçimi farklılaştırılarak bazı öğrencilere problemi çözdükleri için ne kadar zeki oldukları yönünde, bazı öğrencilere de problemi çözerken gösterdikleri çaba için övgüde bulunulmuş. Bazı öğrencilere ise sadece mükemmel performanslarından ötürü övgüde bulunulmuş. İlk iki grup öğrenci çalışmanın odak noktası,  son grup ise “kontrol grubu” amacını taşıyor.
Başarılarını takiben öğrencilere bir sonraki alıştırmada yeni ve önemli bir şey öğrenmelerini sağlayacak bir problem üzerinde mi yoksa başarılarının garantili olduğu daha güvenli bir problem üzerinde mi çalışmak istedikleri sorulmuş. Zeki oldukları yönünde övgü alan öğrencilerin çoğu ikinci şıkka yönelirken, çabaları için övgü alan öğrencilerin %90’ı yeni bir şey öğrenebilecekleri problemi seçmişler. İkinci problemde zekaları için övgü alan çocukların zorlandıkları noktalarda problemi çözmekten aldıkları zevkte büyük bir düşüş gözlemlenmiş. Diğer taraftan çabaları için övgü alan çocuklar zorlanmalarına rağmen problem üzerinde zevkle çalışmaya devam etmiş, hatta bir çoğu daha zor olduğu için problemin daha zevkli olduğunu belirtmiş. Bu çalışmada daha düşük performans gösteren öğrencilere bunun nedeni sorulduğunda ilk gruptakiler problemi çözecek derecede  zeki ve iyi olmadıkları cevabını vermişler. Verilen üçüncü problemde bu grubun performansı daha da düşerken, çabaları için övülen öğrenciler daha da yüksek performans düzeyine ulaşmışlar. Araştırmacılar çalışmayı farklı gruplarla dört kez tekrar etmiş ve her seferinde aynı sonuca ulaşmışlar (Sternberg, 2002). Araştırmanın özündeki çıkarım, inançların akıllı insanları aptallaştırabileceğidir (Dr. Bahar Eriş, Her Çocuk Üstün Yeteneklidir) Ayrıca, bizim ülkemizde olduğu gibi, sadece test sonucuna göre “üstün” demek de yanlış. Zeka testindeki performans,  çocuğun o zaman diliminde o soruları çözecek becerilere sahip olduğunu gösterir. Ama geniş anlamda zihinsel kapasiteye dair bir şey söylemez, zihinsel “potansiyel” konusunda bir şey söylemez, gelecekte becerilerini nasıl geliştirebileceğin konusunda bir şey söylemez. “Yüksek IQ’” sadece “yüksek IQ”dur. Üstün yetenek veya üstün zeka ile eşdeğer değildir. Testten yüksek puan almak bir potansiyelin varlığına işarettir ve bu potansiyel etiketlere kendini kaptırmadan en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Aynı şekilde, düşük IQ da düşük IQ’dur. Testten düşük puan almak potansiyelin olmadığı anlamına gelmez.

Evet, elbette belli çocuklar yaşıtlarına göre akademik olarak daha ileride, bazıları “dahi” fenilen düzeyde, çok daha ileride. Bu çocuklar kendilerine uygun ortamlarda, kendilerine uygun müfredatla,  potansiyellerini gerçekleştirmelerine ve sosyal ve duygusal olarak da sağlıklı olmalarına destek sağlayacak bir eğitim görme hakkına sahiptir.  Bu bir haktır.
Ancak buna “üstün”  etiketi vermemiz ve bunu çocuğa bildirmemiz her şeyden önce ona zarar verebiliyor. Zira “üstün” etiketi, yüksek potansiyeli olan bir çocuğu aptallaştırabilir ve şu anda ve ilerideki hayatını sosyal ve duygusal anlamda olumsuz yönde etkileyebilir.
Özellikle bir etiket gerekiyorsa, kullanılacak etiketin çocuğa zarar vermemesi esas olmalıdır. Bu etiket çocuğun kendini geliştirmesi için gerekli zihinsel ve yaratıcı riskleri alabilmesinin önünü kesmemelidir.