Türkiye’de lise seviyesinde üstün yetenekli çocuklar için tek kurum Türkiye Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi (TEVİTÖL). 25 yıllık bir geçmişi olan, kalitesiyle öne çıkan bir kurum. 2001’den itibaren Türk Eğitim Vakfı bünyesinde.

TEVİTÖL’de yeni gelişmeler var. Hazırlık sınıfı kalkıyor. Öğrencilerin yurtdışındaki eğitim kurumlarına geçişini kolaylaştıran Uluslararası Bakalorya (IB) programı da kalkıyor.

Bu değişiklikler için velilerden görüş alınmış mı? Hayır.  “Üstün zekalı” öğrencilerin zekasına danışılmış mı? Öğrencilerin kamuoyu açıklamasına bakılırsa, hayır.

Peki bu değişiklikler iyi fikir mi? Birlikte düşünelim.

Hazırlık sınıfı ne işe yarar? Yabancı dili sullar seller gibi öğrenmeye yarar. Yabancı dil çok önemlidir. Dünyaya açılan kapıdır. İyi bir yabancı dil eğitimi almamış öğrencinin ülke sınırları dışında seçeneği kalmaz.

Sadece ülke dışında değil, ülke içinde de seçenekleri daralır. Pearson şirketinin 2015’te yaptığı bir araştırma var. Türkiye’de 150’nin üzerinde çokuluslu şirketle yapılan bir araştırma. İşverene sormuşlar, “çalışanlarınızda aradığınız en temel özellikler nedir?” Aranan ikinci temel özellik yabancı dil.

Okulda yabancı dilde öğretim süresi artacakmış. 1300 saatken 1400 saate çıkacakmış. Ancak süreyi arttırmak kaliteyi arttırmak demek değildir. Daha çok, daha iyi anlamına gelmez. Nitelikli bir dil eğitimi ise, kesintisiz, yoğun, derindir. Hazırlık sınıfı yabancı dili layıkıyla öğrenmek için çok önemlidir.

Ayrıca hazırlık sınıfı, bir geçiş dönemidir. Okula Anadolu’dan yatılı gelen çocuklar var. Onların okul iklimine alışması, öğrencilerin birbiriyle kaynaşması, bir topluluk ruhu oluşması için güzel bir fırsattır. Zekası ileri olan çocuğun, sosyal ve duygusal gelişimine destektir. Bu çocukların en çok da buna ihtiyacı var.

Bu fırsat şimdi kalkıyor.

IB Programı da kalkıyor.

Gerekçe de şu: Öğrenciler mezun olunca yurtdışındaki üniversitelerde okumak istiyor.  Yabancı üniversiteler ailelerin bütçesini aşan rakamlar isteyebiliyor. Öğrenciler bazen burs bulamıyor. Bu nedenle yurtdışındaki kalitesiz yükseköğretim kurumunu tercih edebiliyorlar. IB eğitimi alanlar Türkiye’deki sınavlara hazırlanamadığı için buradaki şanslarını kaybediyor.

Bu “iki başlılığı” ortadan kaldırmak için IB toptan kaldırılmış. Demokrasinin temelini oluşturan “seçenekler”e iki başlılık gözüyle bakmak da herhalde bize özgüdür.

“İki başlılık” ne demek? Diyelim ki menüde iki seçenek var, et ve tavuk. “Et pahalı, yiyemezsiniz” diye kaldırıyorlar. Böylece tavukla yola devam ediyorsunuz. Tavuk antibiyotikli, yemek istemiyorsunuz. Olsun. “Tek başınıza” kaldınız.

Üstelik bu çocuklar “üstün zekalı”; 2 yaşındaki çocuğa bile seçenekler sunulur, onlar arasından seçim yapması beklenir.

Seçenekleri onlara sunsaydınız, seçimi onlar yapsaydı daha iyi olmaz mıydı?

Onun yerine aynayı kendimize tutup “bu çocuklar neden gitmek istiyor? Neden beyin göçü sorunumuz var?” diye bir soru yerinde olmaz mı?

Sevdiklerinize uçmaları için kanatlar, geri dönmeleri için kökler, yanınızda kalmaları için nedenler verin” der bir özlü söz. Sevdiklerimize dönmek için sebepler yaratamıyorsak, uçmasınlar diye kanatlarını kırmak mıdır çözüm?

Beyin göçünün ilacı, beyin esareti midir?

Kuşlar neden uçmak istiyor?

Bir süre önce Cumhuriyet gazetesinde çıkan bir habere göre, yurtdışında eğitim görmek isteyen Türk öğrencilerin sayısı 2009’dan beri her yıl ikiye katlandı.

Özellikle fen bilimlerinde mastır ve doktora çalışmasını tamamlayan Türk öğrencilerin ülkeye dönmemesinin en büyük nedeni, gittikleri ülkede sağlanan maddi imkanlar. Mastır ve doktora öğrencileri eğitim gördüğü ülkelerin araştırma merkezleri ve teknoparklarda kısa sürede yüksek ücretle çalışma imkanı bulabiliyorlar.

Çocuklar gitmek istiyor çünkü burada bilim üretimine elverişli bir ekosistem yok. Bunun ölçütü nedir? Kaliteli bilimsel yayın sayısı, patent başvurusu sayısı, araştırmacı sayısı, dünya açısından yenilikçi ürün ve hizmetler üretim süreçleri geliştirme, ARGE harcaması gibi kriterler.

Mesela bizde patent başvurusu sayısında artış var ama yine dünya ülkelerine kıyasla açık kara gerideyiz. Dünya Fikri Mülkiyet Ofisi WIPO verilerine göre, 2010’da Japonya 200.000’e yakın başvuru yapmış. Bizde o yıl rakam sadece 266. Japonlar sadece suşi yiyip fotoğraf çekmiyor.

Manyetik Deha Teorisi diye bir kavram var. Eski Atina ya da bugünkü Silikon Vadisi gibi yerler yetenek mıknatısı. Neden? Çünkü bir, yapabilirsin mantığı var. İkincisi imkanlar çok geniş. Üç, sonsuz özgürlük var. Herkesin saçma bulduğu fikirlere orada “neden yapmıyorsun?” bakış açısı var. Tabu yok. Saçma yok.

Ayrıca bilim sorgulamaya dayanır, bilimde tabu olmaz. Korku ikliminde bilim olmaz.

TEVİTÖL tek

Daha önceki bir yazıda da söylemiştim: Aziz Sancar örneğindeki gibi, Türkiye’den Nobel çıkması için Nobel adayının Türkiye’den çıkması gerekiyor.

Sevdikleriniz uçmasınlar diyerek kanatlarını kırmak, vizyonsuz bir çözümdür. Onun yerine kalmaları için nedenler yaratın.

TEVİTÖL, tek. Bindiğiniz tek dalı da kesmeyin.